
Bir suçtan mağdur olan insanların idam cezasını talep etmelerini insan olarak anlayabiliyorum ama bir hukukçu olarak bu söylemin toplum önderlerince (!) savunulmasını anlamakta zorluk çekiyorum.
Şu unutulmamalıdır: Yargı kusursuz değildir. Tüm dünyada yargılama faaliyetlerinde "adli hata" dediğimiz hatalar sanıldığından daha çok görülebilmektedir.
Hemen aşağıdaki bildiride geçen bir hakimin anısı buna iyi bir örnektir. Buna göre "gerçek suçlu" beraat etmiş suçsuz olan ise idam edilmiştir. İdam, hata durumunda geri dönüşü olmayan bir yoldur. Bize göre "ıslah etmek" amaç olmalı, ıslah olmayanın ise toplumdan soyutlanması gerekmektedir. Cezalandırmayı bir intikam yolu gibi görmek ilkelliğe davet çıkartmaktır. İdamı savunanlara "o halde herkes kendi intikamını, kendi hakkını kendi alsın" demek gerekir. Çünkü idam bir intikam güdüsüdür, iki söylem arasında bir fark yoktur.
ABD'de DNA analizlerinin ortaya çıkmasından sonra dosyaları yeniden incelenen ve idam cezasına mahkum olanların 133'ünün suçsuz olduğu ortaya çıkmıştı. Bu hiç de az bir sayı değildi.
Hala dünyada ölüm cezasını uygulayan 59 ülke vardır. Dünyanın 3'te 2'sinden fazlasında ölüm cezası uygulanmamaktadır. 2008 yılında dünyada 2390 ölüm cezası infaz edildi ve 8864 insan hakkında ölüm cezasına hükmedildi. Ne dersiniz acaba bu insanların kaçı suçsuz(du)?
Adli hatanın olmadığı kusursuz bir yargılama yoktur. Cezaevinde tutuklu bir insan hata yapıldığı anlaşıldığında serbest bırakılabilir ama idam edilen insan bir daha geri getirilemez.
Bize göre idam çığlıkları yerine daha iyi bir adalet, daha iyi delillendirme, daha iyi infaz sistemi ve suçu, suçluyu yaratan sebepleri ortadan kaldırmak için çığlık atmak gerekir.