Çarşamba, Kasım 29, 2006

"Bırakın Avrupa'yı!"



Önemli bir adli bölgenin işlerine bakan bir adliyede, ağır ceza mahkemesi.
Avukat, savunma yapıyor. Genel arama kararının, yasaya ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına aykırılığından bahsediyor. Mahkeme başkanı, sertçe sözünü kesiyor: "Bırakın Avrupayı! Bize ne Avrupa'dan. Bunları Avrupa'ya gittiğinizde anlatırsınız." Avukat, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğunu hatırlatıyor, başkan yumuşuyor, "Efendim istiyorsanız zapta yazayım ama Avrupa'yı karıştırmayın" diyor. Avukat, içinden reddi hakim yapması gerektiğini biliyor ama tutuklu müvekkilinin fazlaca mağdur olmasına neden olacağını bildiği için vazgeçiyor.
Anayasamızın, 15,16,42,90 ve 92.maddeleri uluslararası örf ve adet kuralları ile uluslararası sözleşmelerin iç hukukta doğrudan uygulanmasını sağlayacak kuralları içermektedir. Bu kurallar doğrultusunda usulüne uygun olarak yürürlüğe konulan anlaşmalar, o andan başlayarak, bir ulusal metin haline gelmiş olur. Dolayısıyla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve bu sözleşmeye ilişkin yargı faaliyeti yürüten Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye için bağlayıcıdır. En azından teorik olarak durum böyledir.

Yargı siyasallaşıyor, yargı sübjektifleşiyor.

Cuma, Haziran 16, 2006

"SAVUNMASIZ YARGI OLMAZ"

MESLEKTAŞIMIZ AV. AYDIN ŞAHİN, BEYOĞLU ADLİYESİ'NDE SAVUNMA GÖREVİNİ YAPTIĞI SIRADA SİLAHLI SALDIRI SONUCU ÖLDÜRÜLDÜ.

MESLEKTAŞIMIZI YİTİRMENİN ÜZÜNTÜSÜNÜ YAŞIYORUZ.
BU İLK DEĞİL
KOŞULLAR DEĞİŞMEDİKÇE
SON DA OLMAYACAK


BİR YILDA ONLARCA ARKADAŞIMIZA SİLAHLI SALDIRI DÜZENLENDİ

BU GİDİŞE SON VERMEK, MESLEKTAŞLARIMIZIN GÖREVLERİNİ YAPMALARINA ENGEL OLAN GÜVENLİK ZAAFİYETİNİ GİDERMEK VE SAVUNMAYA YÖNELİK SALDIRILARA TEPKİ GÖSTERMEK İÇİN TÜRKİYENİN HER YERİNDE OLDUĞU GİBİ İSTANBUL BAROSU ÜYESİ AVUKATLAR OLARAK DA DURUŞMALARA GİRMEDİK.

Çarşamba, Haziran 07, 2006

Ceza Avukatlarının "Zaman" Problemleri

Düşünün, bir ceza avukatısınız. Genellikle "tutuklu" dosyalara bakıyorsunuz. Aynı güne iki tutuklu dosyanız çakıştı. İki dosyanız da ayrı bir adliyede. (Örneğin biri Üsküdar, diğeri Beşiktaş). Birinin saati 9, diğerinin 10. Nasıl yetiştirecekseniz?
Normalde bir bekletme faksı çekersiniz mahkemelerden birine, diğer mahkemeye girersiniz çıkıp öbürüne yetişirsiniz (Trafik izin verirse). Zihninizde bunu kurgulamak kolay.
Ancak öyle basit değil. Mahkemeler genellikle saatinde duruşmaya başlamadığı için bazen 4-5 saat(Sabah 9:30 duruşmasını akşam 19:00'da aldı bir mahkeme geçen ay) sonra duruşmaya başlayabiliyor. Bazen de tam saatinde başlıyor. Siz avukat olarak mecburen tutanakta yazılı duruşma saatinde orada olmak zorundasınız (Ya saatinde alırsa endişesiyle).
Bu durumu izah etmekte dahi zorlanıyor insan. Zamanın göreceli olduğunu anlamak isteyen buyursun mahkemelere gelsin. Zira bazı mahkemeler bu, gün ve saat belirleme işinde özensiz davranıyor. Örneğin fiilen saat 14:00'de başlayacağı belli olan (O günkü iş yoğunluğu ve dosyaların durumundan bunu anlamak mümkün) duruşmaya saat 9:30 yazılıyor. Bu nedenle avukat 9:30'dan 14:00'e kadar mahkeme kapısında ağaç oluyor. Tüm işleri aksıyor. Bütün günü ölüyor.
Özetle zaman yönetimi mi? O da ne?

Cuma, Mart 17, 2006

Halk Kılavuzu

Türkiye, prosedürler ülkesi. Üstelik bürokrasinin de ayrı bir şekil verdiği prosedürler makamdan makama, kişiden kişiye, semtten semte değişebiliyor. Bu prosedürlerin bir kısmını en azından İstanbul Valiliği web sitesinden öğrenmek mümkün. Bu vesileyle en azından altı oktan biri olan "Halkçılığın" sanal ortamda yaşadığını görmek hoş. İşte size tam tekmil halk kılavuzu.

Cumartesi, Şubat 25, 2006

İsmi Gibi Kudretli Düzenlemeler

Mevzuatımız düzenleme isimleri yönünden Rekorlar Kitabı'na aday olmalıdır. 24.02.2006 tarihli Resmi Gazete'ye bakınız. Bir yönetmelik yayımlanmış. Adı aynen şöyle: "TELEKOMÜNİKASYON YOLUYLA YAPILAN İLETİŞİMİN TESPİTİ, DİNLENMESİ, SİNYAL BİLGİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KAYDA ALINMASINA DAİR USUL VE ESASLAR İLE TELEKOMÜNİKASYON İLETİŞİM BAŞKANLIĞININ KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK" :)
Bu arada yeri gelmişken iletişimin tespitine dair gerek 5271 sayılı Yeni CMK'da getirilen ve gerekse 5397 sayılı kanunla yapılan düzenlemeler bence her vatandaşın bilmesi gereken düzenlemelerdir. Bu kudretli düzenlemelerle ilgili düşüncelerime ileride blog'umda yer vermeyi düşünüyorum.

Cuma, Şubat 24, 2006

Hukuka aykırı delil, delil midir?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, hukuka aykırı biçimde elde edilen delillerin, dikkate alınamayacağını vurguladı. Yargıtay bu kararı, saksıda hintkeneviri yetiştiren kişinin evinin hakim kararı olmadan aranması üzerine aldı. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, başkaca delille de desteklenmediği için yerel mahkemenin kararını bozdu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, sanığı suçunu hakim önünde ikrar ettiği itirazını Genel Kurul, 2 üyenin red oyuna rağmen kabul etti ve sanığın yeni TCK'ya göre yargılanmasını istedi.

Adli Tıp Kurumu'nda Doktor Skandalı

Ceza davalarında son derece önemli bir yeri olan Adli Tıp Kurumu ile ilgili bir iddia ortaya atıldı. Sabah Gazetesi'nden Zülfikâr Ali Aydın'ın haberine göre hakkında "Kronik şizofren" raporu bulunan doktor, Adli Tıp'ta cezai ehliyeti incelemekle görevlendirilmiş. Haber doğruysa tarafsız ve bilimsel olması gereken Adli Tıp Kurumu'nun bu nitelikleri zan altında kalıyor demektir. Haber için: "46'lık doktor 46 raporu dağıtıyor".
Bu arada ilgilisine not: Yeni Türk Ceza Kanunu'nda eski TCK'daki 46. maddenin yerine 32. ve 57. maddeler öngörülmüştür.

Başlarken

Merhaba,
zihnimde henüz çürütemediğim bir kanaat var: Türkiye, ceza avukatları için zor bir ülke. Ceza Hukuku, "insan"ın gerçekten değerli sayıldığı bir toprakta en güzel meyvasını verir. Bu topraklarda ne yazık ki insan hala çok değerli sayılmıyor. Ve ceza hukukumuz da o güzel meyvalarını hala veremiyor.
İnsanın mağdur ya da zanlı olarak ceza hukukunun bir öznesi olduğu hallerde ceza avukatının önemi çok artıyor. Ancak ceza hukukunun temel prensiplerinin dahi henüz rayına oturmadığı ülkemizde ceza avukatının pekçok sorunla uğraşması gerekiyor. İşte bu site de bu uğraşılara küçük bir katkı sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.
Hukukçuluk bilgiye dayalı bir meslektir. Ve bilgi de paylaşıldıkça artan bir güçtür. Bu sitede sadece bilgi paylaşılacaktır. Site sayesinde kişisel reklam yapma, iş veya menfaat sağlama gibi mesleğimize uymayan haller bu sitede yasaktır.
Özetle ceza hukukunu ve ceza avukatlığını anlamak ve anlatmaktır bizi yola çıkartan. Yola çıkarken, yoldan çıkanlardan değiliz biz.
Saygılarımla